Sosyal Medya — 18 Nisan 2011
Facebook profiliniz ne kadar sizsiniz?

Sosyal Medya dersinde öğrencilerle yaptığımız en çarpıcı tartışmalardan biri Facebook profil fotoğrafları üzerineydi.

Sanal alemin kendilerinden sorulduğuna inanan yirmili yaşlardaki bu “dijital yerliler”i ilk kez bu kadar sarsılmış görüyordum. Sınıftaki herkesin tek tek Facebook profil fotoğrafını ekrana yansıtıp yaratmak istedikleri sanal kimliklerini inceliyorduk. Nasıl bir “persona” yaratmak istiyorlardı? Kendi fotoğraflarına dışarıdan baksalar neler düşünürlerdi? Kendilerine ait neyi göstermek istemiyorlar, nelerden rahatsızlık duyuyorlardı?

Bu semiyotik egzersiz bir süre sonra can yakıcı bir grup terapisine dönüşüverdi. Öğrenciler birbirlerine karşı acımasızdılar. Alaycı yorumlar havada uçuşmaya başlamıştı. Sanal ortamda çizmek istedikleri imajla gerçek hayattaki kimlikler arasındaki makas ne kadar açıksa rahatsızlıklar o kadar artıyordu.

“Bir kere sen kaç defa yurtdışına çıktın ki?” diye atıldı biri. Ekranda sırt çantasıyla bir Avrupa kentinden gülümseyen arkadaşına sataşarak. Bir diğeri “bu sen olamazsın, dijital olarak oynanmış bu resmin üzerinde” diye homurdandı. Öğrenci gönülsüzce profil resmi için profesyonel fotoğrafçı tuttuğunu itiraf etti.

Bir kısmı kendini sevgilileriyle tanımlıyor, profilini mutlu bir çift resmi oluşturuyordu. Kız öğrencilerin hepsinin saçları yapılı, makyajları tamdı. Sevimli hayvan, çizgi roman kahramanı ya da manzaradan oluşan profil resimlerinin ise genelde türbanlı öğrencilere ait olduğu ortaya çıktı. Görsellikle ve mahremiyetle ilgili çekinceler sanal alemde varlık göstermeye engel değildi besbelli; ne de olsa Facebook’da herkese yer vardı. Kimileri kameradan gözlerini kaçırarak, kimileri ise çılgınca eğlendiği bir partinin sonunda elindeki içki kadehiyle selamlıyordu bizleri.

Hepsinin öne çıkarmak istediği, belki de gerçek yaşamda bir türlü ulaşamadığı bir kişilik özelliği ya da hayat biçimi vardı. Bu genç insanlar üzerlerine bir türlü oturmayan giysilere bürünmeye çalışıyorlardı. Bazıları maceracı, eğlenceli ve baştan çıkarıcı, bir kısmı ise masum, gizemli ya da romantik bir portre çiziyordu profil resimlerinde. Bütün bu kimlik tartışmalarının sonunda öğrenciler “ya sizin Facebook profiliniz?” diye sordular. “Ben neysem oyum” diye mırıldandım. Oysa bu söylediğime kendim bile inanmamıştım.

İLGİLİ HABERLER

Paylaş

Yazar Hakkında

Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğretim üyeliği yapan Tunç, doktorasını 2000 yılında Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’nden aldı. Bir yıl aynı üniversitede iletişim kuramları ve küresel iletişim üzerine dersler veren Tunç, 2001 Eylül’ünde Türkiye’ye döndükten sonra çalışmalarını, medya ve demokrasi, yeni medya teknolojileri, sosyal medya, küreselleşme ve internet üzerinde yoğunlaştırdı. 2006 yılında doçent oldu. Pek çok İngilizce ve Türkçe akademik makale ve kitap bölümlerinin yanı sıra 2010 yılında 'Beyond the Line: The Situation of Editorial Cartoonists as a Press Freedom Issue Between 1980-2000 in Turkey' ve 2011 Mart’ında Yapı Kredi Yayınları'ndan, Zeynep Atikkan ile birlikte yazdıkları, 'Blogdan Al Haberi, Haber Blogları, Demokrasi ve Gazeteciliğin Geleceği Üzerine' kitaplarını yayımladı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>